my little pony
Perşembe akşam Harem'e gittik. Ben yine arabada yemek yedim. Bu sefer makarna. Bale oldukça güzeldi; hatta Osmanlı usul müziğiyle bale figürlerinin birbirine bu kadar uyumlu olabileceğini biri söylese muhtemelen inanmazdım. İnanmadan önce de zaten "Osmanlı usul müziği ne oluyor ki?" diye sorardım. Gösteriyi büyük keyifle izlememize rağmen, ne olup bittiğine dair yaptığımız atışların bir kısmını tutturamamışız. Ben "Bak şimdi; bu buna aşık oldu, aşk acısı çekiyor, o yüzden böyle perişan oldu" diye düşünürken, Selçuk aynı kişinin savaşa gideceğini düşündü: Biz barbiyle oynuyoruz, onlar G.I. Joe ile. Baleye daha sık gelmeye karar verdik.
*
Operadan baleden çıkmaz görüntümü hemen yerle yeksan ederek, balenin ertesi günü sabahlara kadar poker oynadığımızı anlatayım. Ben poker bilmiyordum, yeni öğrendim. Benim için böyle şeyler gerçekten tehlikeli. Çok fena kaptırma potansiyelim var. Altı üstü koyduğum parayı geri aldım, şu an kendimi poker dahisi sanıyorum. Sanırsınız herkesi çoraplarıyla eve gönderdim. Bir daha yakalayınca öyle yapacağım ama, artık acemliğimi attım. Böylece tombala bir, poker iki oldu.
*
Yedi Kocalı Hürmüz'e gitmeyin. Nurgül Yeşilçay gerçekten çok güzel ama kendisinin fanatiği değilseniz güzelliği filme gitmek için yeterli değil. Kekemeliğin hala komik bir şey sanılması ne kadar tuhaf.
*
Toffee Nut Latte'ler gelmiş, yılbaşı geliyor demek ki. Ankara'da hava hala ılık ve güneşli. Bu yüzden ben hala sonbahardayız sanıyorum. Sanırım senelerce dileyerek sonunda yaşadığım yerin iklimini değiştirmeye başardım. (Secret'a inanan insanlarla sürekli dalga geçtiğim için özür dilerim.) Havanın erken kararması problemini de halledersem tamamdır.
*
Orkide bakımı hakkında bir şeyler biliyorsanız lütfen bana yardım edin. Bitkiyi nereye koymam gerek (direk güneş almayan aydınlık bir yere koydum), ne kadarda bir sulamam gerek (haftada bir saksının dibinde su birikmeyecek şekilde suluyorum), ekstradan yapmam gereken bir şey var mı?











